KİTAP

Ayaklı Kütüphaneler

yayin-kitap-940_2

 Dursun Gürlek’in “Ayaklı Kütüphaneler” isimli eseri, kitaplara gönlünü vermiş kitap aşıklarını anlatıyor ve “Ayaklı Kütüphane” deyimiyle zihninin içinde adeta bir kütüphane, bir dünya taşıyan alimlerimizin kendilerine kitapları nasıl ‘dost’ bildiklerini hayatlarından kesitler sunarak gözler önüne seriyor. Unutulmaya yüz tutmuş alimleri, kitap aşıklarını “Ayaklı Kütüphaneler” sayesinde tanıma ve hatırlama fırsatı buluyoruz.

   Dursun Gürlek,  “Ayaklı Kütüphaneler” hakkında şu izahatta bulunuyor:

   “Mesela, zamanım boş geçmesin diye yemek yerken bile kitap okuyan, yüzlerce talebesine yolda ders veren büyük müfessir Fahreddin-i Razi; ‘Türklerin Faziletleri’ adındaki eseriyle faziletini ispat eden, sadece gündüzlerini değil, gecelerini de kütüphanelerde geçiren ünlü Arap edebiyatçısı Cahız; Fâtih’in kütüphane memurluğunu, daha doğrusu hâfız-ı kütüplüğünü yapan ve bu büyük hükümdarla şakalaşacak kadar itibar sahibi olan Molla Lütfi; ‘Altmış beygir kuvvetinde yazı makinesi’ diye anılan ve iki yüz yirmi beş eseriyle bu unvanı hak ettiğini gösteren Ahmet Mithat Efendi; mezar taşında kendisinden ‘Asrımızın İbn-i Kemal’i’ diye söz edilen tarihçi, dilci, maarifçi, idareci, hukukçu, şair Ahmet Cevdet Paşa; tek başına ansiklopedi yazan Şemseddin Sami; ‘Destursuz Bağa Girenler’i sigaya çeken Orhan Şaik Gökyay; ancak devletin veya müesseselerin üstesinden gelebileceği bir işi tek başına yaparak ‘Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Kataloğu” adındaki beş büyük ciltten oluşan hazineyi ortaya çıkaran M. Seyfeddin Özege; ‘Allah’ın, iç gözü daha iyi görsün diye dış gözünü kapadığı gerçek ve sahici münevver’ diye övülen Cemil Meriç gibi şahsiyetler işte bu ayaklı kütüphanelerden bazılarıydı.”

   

 Bu kitapla -yaklaşık üç yıl önce- okul kütüphanemizde hocamın tavsiyesiyle tanışmıştım ve yine aynı yıl Dursun Gürlek ile de tanışma fırsatı bularak kendisiyle “Ayaklı Kütüphaneler” üzerine söyleşi gerçekleştirmiştim. “Gezdiğiniz kütüphaneler arasında sizi en çok etkileyen hangisi oldu?” diye soru yönelttiğimde “Türkiye’de kuşkusuz en görkemli kütüphane Ali Emiri Milli Kütüphanesidir” cevabını vermişti. Yazının sonraki kısımlarında Ali Emiri Efendi’den sizlere bahsedeceğim.

    “Ayaklı Kütüphane” deyiminin bu denli hakkını veren alimler, bizi hayrete düşürecek şaşkınlıklar yaratıyor kitabı okurken.

  İbn-i Sina, bir gün İsfahan’a gelir. Fakat yanında kitaplarından hiçbiri yoktur. İsfahanlı âlimler, en meşhur eseri olan “Kanun’u” görmek isterler.

   İbn-i Sîna: “Kitap yanımda yok, ama isterseniz ezbere yazdırabilirim!”


dedikten sonra kâtiplere eserin tamamını yazdırır. Daha sonra Horasan’dan getirtilerek asıl kitapla, karşılaştırılınca bir kelimenin bile eksik veya fazla olmadığı görülür. İşte böyle güçlü bir hafıza ve keskin bir zekânın en önemli örneklerinden biridir İbn-i Sina.


  Ali Emiri Efendi diğer bir “Ayaklı Kütüphanemiz”. Kendisi aynı zamanda ilk sözlüğümüz kabul edilen “Divan-ı Lugati’t Türk”ü bize kazandıran şahıstır. Kitap aşığı Ali Emiri Efendi, muazzam bir kütüphaneye sahip. Aynı zamanda 500’den fazla şairin şiirini ezbere bilen bir şahsiyet.

     Ali Emiri Efendi’yi Yahya Kemal’in beyitiyle analım:


   “Muhtac isen füyuzuna eslâf pendinin
    Diz çök önünde şimdi Emiri Efendi’nin”


  Muallim Cevdet ise kitaba duyduğu aşkın yanında ona olan saygısı da bambaşka olan bir şahsiyet. Muallim Cevdet’in beni şaşırtan tarafı ise; kitap okurken, yazı yazarken çay veya sigara içilmesini uygun görmemesi. Böyle bir durumla karşılaştığı takdirde uyarmaktan katiyen çekinmezmiş. Kitaba bu denli saygısını anca onun hâlinden anlayan bilir diyebiliriz.

   Muzaffer Ozak, ilim yuvası haline gelmiş kitapçı dükkânında, kimin hangi kitabı okuyacağına kendisi karar verirmiş. 

   Bir gün dükkanına gelip “Fususu’l Hikem var mı?” diye soran adama:
  “Al evladım, sen önce bir ‘Mızraklı İlmihal’ oku.” demiştir. 


  “Ayaklı Kütüphaneler” kitabından bahsetmişken kütüphanelere dair kelâm etmeden olmaz tabii. Bana kalırsa kütüphane yüksek kalite ister. Kütüphaneye ilginin artması için yüksek seviyeli, kaliteli insan sayısının artması gerekir. Bu da çok okumaktan geçiyor. Bir devinim, bir sirkülasyon olduğu açık.


    “Ayaklı Kütüphanelerin” yazarı Dursun Gürlek: “Hiçbir iddiası olmayan bu basit eserimizde ‘yıldızları konuşturan âlimden, kafasının içi müdürlüğünü yaptığı kütüphane kadar zengin olan hoca efendiden, ölüleri dirilten ve mezarlara hayat veren kitabiyyat bilginimizden, kahvelerde ders veren ünlü tarihçimizden kısaca bahsederek ayaklı kütüphanelere birkaç örnek vermeye çalıştık. ‘Ayaklı Kütüphaneler’, eğer sizi ayaklandırır, böylece kitap hazinelerine ayağınızı alıştırırsa, biz sadece mutlu oluruz.” diyor okurlarına.

    Nacizane bir tavsiye ile sözlerimi noktalamak istiyorum: Biz, geleceğin inşasını tuğla tuğla gerçekleştirmekte olan gençler, gönüllerimizi kütüphanelere verip o bağı asla koparmamalıyız. Unutmayalım ki kütüphaneye gönül vermek ancak gönlü zengin olanların işidir.
Gönlü zengin kardeşlerimizden olmanız dileğiyle!

Yazar Hakkında

Sevim TOSUN

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com