KİTAP

Çağa Başkaldıran Çağdaş Nesil – 1

sezaikarakoc

Bir düzen tahayyülü.

Bu düzeni kuracak bir nesil.

Çağa başkaldırırken çağdaş bir tavrın nesli,

Mimarı Sezai Karakoç

Ve Amentüsü…

Diriliş Neslinin Amentüsü.

Diriliş ve Hakikat kavramlarını inananların ruhuna işlemeye and içmiş mütedeyyin bir filozof, Sezai Karakoç.

İnsanlığın Dirilişi, Diriliş Muştusu, Yitik Cennet, Kıyamet Aşısı, İslam, İslam’ın Dirilişi, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü

Hazine değerinde bir külliyatın en değerli taşı gözümde Diriliş Neslinin Amentüsü.

Fert fert okumamız gereken bu manifesto niteliğindeki kitabı az da olsa anlatmaya daha sonra kitabı sizlerin okumasına vesile olmaktır niyetim.

Bu kitabı her elinize alışınızda farklı şeyler düşünecek, okudukça üstadı daha iyi anlayacaksınız.

Mehmet Lütfi Arslan, Sezai Karakoç ve Diriliş okumalarını şu şekilde yorumluyor;

“Sezai Karakoç insanlık tarihinin gördüğü en yakıcı ve tahrip edici düşmana, modernite ve kapitalizme karşı İslam’ın diriliş mesajını asrın idrakine sunabilmiş bir alperendir. Ona vefa, davaya, derdimize, aşkımıza vefadır.”

Kitap, on üç bölüm ve sonuçtan oluşmuştur.

Bölüm isimleri roma rakamlarıyla ifade edilmiş, her hangi bir adlandırılma yapılmamıştır.

Fakir başlıklar verdim nelerden bahsedildiğini genel olarak ifade etmek üzere.

Bu bölümleri ikişer ikişer paylaşarak istifadenize sunacağım inşallah.

  1. Diriliş Nedir?

“Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum.” şeklinde başlıyor.

Bir Diriliş cephesi var ve burada bedenler değil ruhlar savaşıyor.

“Ruh sürekli olarak Allah’ı bilme, Allah huzurunda olma savaşı içinde olacaktır.”

Ve Diriliş tanımı geliyor;

“Diriliş, ruhun açtığı bu sürekli savaşı sürdürme ve bu savaştan sürekli olarak başarılı çıkma demektir”

Ve Allah’a inanıyorsa bir insan, diriliş işçisi o’dur.

“Allah kentinin işçisiyim”

İmanı dışında hiçbir şeye sesini yükseltmez diriliş işçisi.

Estetiğin ancak Allah’a ilişkin, onun maneviyatının tezahürünü yaptıkça estetik olacağını belirtiyor ve ekliyor:

“Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.”

Diriliş savaşında bireyleri “diriliş eri” olarak tariflerken diriliş erinin özelliklerine kitap boyunca değiniyor.

Burada “Diriliş eri bir alpinisttir” diyor. Alpinist dağcılık yapan kişi anlamına gelir. Tırmanmaya niyet ettiği dağın tepesine kadar eylemini sürdürendir.

Diriliş eri savaş boyunca önündeki inkar, red gibi engelleri aşarak dağın zirvesine, dik yamacın en tepesine çıkan kişidir. Ve oradan güneşe uzanacaktır. Aydınlığa kavuşacaktır.

Üstad bölümün son kısmında Hz. Adem’den Hz. Muhammed(sav)’e kadar güdülen davadan bahsederken kendinin de inanıp bağlandığını davanın, bu olduğunu söylüyor.

Ve şöyle bitiriyor:

“Davamız ve dava için kavgamız hakikat davası, hakikat savaşıdır.”

  1. Diriliş Erlerinin Görevleri Nelerdir?

“Evet, biz diriliş erleri Son Peygamberin Sancağı altına sığınıyoruz. Bu sancağın yere düşmemesi görevimizdir, varoluş hikmetimizdir.”

Hakikat yönünden değeri olmayan, birbirine karşıt gibi görünen ama içine indiğimizde insanı değersizleştirip maddeye tapma öğretisi sunan kapitalizm ve komünizm sistemlerini kitabın neredeyse her bölümünde anlatmıştır. İnanların asla sapmaması gereken bu yolları bu bölümde şöyle anlatmıştır:

“Hakikatin (…) ancak onu Marx’ın gördüğüne ve ancak onun yolunda gerçekleşeceğine inanma akımı olan komünizm, her parça gerçekliklerini bütüne yaygın sanmanın ve saymanın, tarihi kendilerinin başlangıç noktasına kadar hakikat yönünden bomboş geçmiş kabul etmenin yanlışlığı, yanılgısı, hatta gülünçlüğü içendedirler.”

Hakikatin, kendi ırklarının varoluşundan başladığını düşünen bütün kabileler gibi doğruyu kendi önderlerinin bulduğunu  zannedenlerden bahseden Karakoç, burada yahudilik ve hristiyanlığı da hakikati yanlış anlayanlar içerisinde zikretmiştir.

Ve bizim inandığımız ülkü ilk insan Hz. Adem’den başlamış, Asr-ı Saadette doruğuna ulaşmış, kıyamete kadar devam edecektir.

Karakoç kitapta apaçık şunu ifade eder ki; diriliş erleri ülkümüzü tekrar Asr-ı Saadet zirvesine ulaştıracak, ulaştırmasa da yolunda cihad edecektir.

Tarihi ve hayatı şöyle yorumluyor üstad;

hakikat savaşı ve hakikate karşı savaşlar, başkaldırmalar.

İnancın toplumu var eden bir ilke olduğunu söylerken toplumda bir etken olarak ekonomiyi görüyor.

Bir toplumda ekonominin temel olması o toplumun materyalistleşmesiyle ilişkili olduğundandır ifadesini çıkartıyoruz.

“Erdem sitesinin bir işçisiyim. Bu sebeple kapitalist veya komünist siteler gibi zulüm sitelerini yıkmak borcumu unutmuyorum.”

Diriliş eri, islam ekonomisini bilmeli, kapitalizm ve komünizme karşı savaşmalıdır. Bu gibi sistemlerinin esiri olmamalıdır.

-Burada üstadın başka bir kitabını önermek istiyorum ki sıkça andığı kapitalizm ve komünizm gibi sistemlere karşın İslam ekonomisini incelediği bir kitaptır; “İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü”-

Doğuyu ve batıyı bilmemizi istiyor. Eski uygarlıkları, bunların yükseliş ve çöküş nedenlerini bilmeliyiz ki bugünü yorumlayalım, İslam gibi faziletli bir dinin yükselmesini, hatalarımızı tekrarlamadan gerçekleştirelim.

“Bir gün gelecek, yine Yüce İslam Milleti, bilinçlenecektir. Nerelerden nerelere geldiğini öğrenecek ve bu onu uyandıracaktır. Buna en büyük bir inançla inanıyorum.”

Yazar Hakkında

Rumeysa ÇAKAN

1 Yorum

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com