Deneme EDEBİYAT

Dirilt Bizi Ey Ramazan!

ramazan-ayı-ne-zaman-2(1)

“Bu bir demdir, gelir geçer.” demiş Abdal. Öyle ki her ân eksiliyor ömrümüzden. Kıymetini bilemediğimiz, dahası var zannettiğimiz her ânı farkına varmadan yaşıyoruz. Sıradanlaştırıyoruz.

Oysa bu nimetin değerini idrak etsek, yaşadığımız ânın diğerleriyle aynı olmadığının bilincine varsak ve ona göre yaşasak, doldurabilsek içini…

Şüphesiz ki Ramazan ayı da geçen her ânımız gibi inananlar için bir nimettir bize yılda bir kez bahşedilen.

Bize bir olmayı, diri olmayı öğütleyen. Bereketine şahit olacağımız sahurda, sevincini beraber paylaşacağımız iftarlarda aile olmayı, kardeş olmayı, komşu, ümmet olmayı hatırlatan. Hızlıca akan zamanın, nasıl geçtiğini kavrayamadığımız günlerin, haftaların, ayların arasında vakti yavaşlatan, durmamıza, düşünmemize imkân sağlayan.

Elbette her şeyden öte Gafur ve Rahim olan Allah(c.c.)’ın bizi bağışlamasına, affetmesine en güzel ve en büyük vesiledir Ramazan.

Kur’an-ı Kerim’in indiği; Kur’an-ı Kerim’le dirilmemize fırsattır.

Efendimiz’i (s.a.v) kalben ve zikren anmamıza, anlamamıza imkândır.

Kaybettiğimiz değerleri hatırlamamıza, uzaklaştığımız özümüze döndüğümüz aydır.

Ümmetçe oruçla birleştiğimiz yegâne zamandır.

Sezai Karakoç’un çağımız Müslümanının tek varoluş şartı kabul ettiği Kur’an, namaz ve oruçta dirilen

bir İslam insanı olmaya vesiledir.

Ve oruç…

Rabb’in bize verdiği nimetlerin şükrüne varabilmek, aç olanın halinden anlamaktır maksat, amenna.

Ancak yalnızca bununla sınırlı mıdır? Elbette -bilindiği üzere- hayır!

Yine Karakoç’un deyişiyle:

“Oruç, başlı başına bir melek ülkesinin dünyaya çağrıldığı ay olmanın dışında, her günkü zamandan daha çok katmer katmer donanmıştır namazla da, Kur’an’la da. Oruç, topluma inen bir takva gibi gelmiştir. Her yıl gelen bir takva mucizesidir oruç.

***

Orucun getirdiği yorumla dünyayı ve tarihi yeniden yorumlamak, zapt etmek, fethetmek, kurmak ve inşa etmek zorundadır çağımızın Müslümanı. Oruç bize bu misyonu yüklüyor. Oruç bize bu mesajla geliyor.” demiştir Samanyolu’nda Ziyafet isimli eserinde.

Efendim… Peygamberlerin, âlimlerin, velilerin buyurduğu üzere edeb ki insanın eline, diline, beline hâkim olmasıdır. Her vaktini Allah(c.c.)’ın kendini gördüğü bilinciyle, Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in ümmetine olan hassasiyetinin idrakiyle geçirmesidir.

Oruç da edeb misali insanın kul olduğunu yeniden hatırlayarak, yalnızca midesini değil gözünün, dilinin, kulağının, elinin ve ayağının dünyevi zevklerden uzak tutmak olduğu sıkça söylenir.

Yani denebilir ki biz orucu değil, oruç bizi tutar nefsimize karşı.

Dinlediğim bir şiirde “ Kirlendiği çok oldu bakışlarımızın ve kirlendi masallarımız.” diye bir dize geçiyordu. Öyle ki kirlenen bakışlarımızın, lekelenen kalbimizin, hakikate kapanan kulağımızın tazelendiği aydır Ramazan.

Bize ayna tutan.

Bizi Müslüman yapan.

Netice-i Kelam Niyetine…

Dinliyoruz, okuyoruz, yazıyoruz. Ancak bu Ramazan inşallah, Allah bize yaşamayı, bildiklerimizle amel etmeyi nasip eder.

Bu ayda yaşadığımız ve inşallah yaşayacağımız güzel hallerin, geri kalan aylarda da bizler için huya dönüşmesini,

Bu mübarek ayın ümmetin dirilişi olmasını, Ramazan’ın Kadr’ine varabilmeyi bütün İslam âlemi için Allah’tan dilerim.

Selam ve dua ile…

Hayırlı, bereketli Ramazan’lar efendim…

Yazar Hakkında

Şeyda KAHVECİ

1 Yorum

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com