Deneme EDEBİYAT ŞEHİR

Eşsiz İstanbul

essizistanbul

Byzantion… Konstantinopolis… İslambol… ve İstanbul. Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış bu eşsiz şehir. İki kıtayı birbirine bağlayan bu kent tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, barındırdığı önemli şahsiyetleriyle hâlâ önemini korumakta. Tüm dünya için ilgi odağı olan İstanbul’ un her bir semtinde huzur bulmak mümkün…

Her şeyi bir arada içinde barındıran bu şehir, her gönle hitap etmekte. Aşkı, sevgiyi, mutluluğu, heyecanı, özgürlüğü ve umudu tazeleyen bir atmosfere sahip.  Sarayları, kasırları ile tarihi bir hava; camileri ile manevi bir iklim sunar bizlere. Semtleri arasında kültür geçişine tanık oluruz ki Fener ve Balat’ta Rum izlerini hissederken suriçinde  -Eminönü, Fatih- Müslüman Osmanlı izlerine; eski ismi Pera olan Beyoğlu’nda ise Batı izlerine rastlayabiliriz.

İstanbul yalnızca kültürel kaynak olmayıp, edebiyat için de oldukça ilham kaynağı olmuştur. Şüphesiz ki divan şiirinin de nabzı İstanbul’da atar. Fuzuli, Baki, Nedim, Yahya Kemal Beyatlı, Orhan Veli Kanık… yazdıkları dizelerle şehre olan hayranlıklarını dile getirmişlerdir. Gazellerde, şarkılarda, seyahatnamelerde, roman ve öykülerde sıkça ele alınan İstanbul’u, kimi şair “Aziz” kılmıştır kimisi de dönemin şartları dolayısıyla “Sis” olarak nitelemiştir. Edmondo De Amicis, Gerard de Nerval, Chateaubriand, Pierre Loti… gibi pek çok Batılı gezgin de bu güzelliği eserlerinde işlemiştir.

Edmondo De Amicis, İstanbul’u   “İşte karşımızda, İstanbul şehri. Sonsuz, yüce fevkalade! Kainatın ve insan soyunun ihtişamı. Demek ki böyle bir güzellik sadece bir hayal değilmiş.”

diye anarken,

Pierre Loti: “Ah be İstanbul! Beni hala büyüleyen isimler arasında hep o olmuştur. O telaffuz edilir edilmez, gözlerimin önünde yavaş yavaş bir görüntü biçimlenmeye başlar. Göklerde, çok yükseklerde, olabildiğince yükseklerde, öncelikle uzakların belirsizliği içinde, dev gibi bir şey, şehrin kıyas götürmez silueti belirir.”

şeklinde belirtir düşüncelerini.

Batılı yazarlar hayranlıklarını gezi yazılarında dile getirirken divan şairleri aruz veznini konuşturmuştur.

İstanbul’un Fatih’i, Sultan II. Mehmed:

“Bağlamaz firdevse gönlini Galata’yı gören       

Kâfir olur ey Müselmânlar o tersâyı gören”  beyitiyle Galata’yı cennetten üstün tutmuştur.

Şüphesiz ki Lale Devri’nin simgeleşmiş ismidir Nedim, kimi şarkısında sevgilisini çağırır Sa’dâbâd’a; kimi gazelinde de Acem halkını feda kılar İstanbul’a:

“Bu şehr-i Stanbul ki bi misl ü behâdır

Bir sengine yek pare acem mülkü fedadır”

…ve Yahya Kemal Beyatlı.  Üsküdar’ın ışıklarını dost bilen, İstanbul’un bir semtini dahi sevmeyi bir ömre değer kılan şair… İstanbul’a olan aşkın en güzel timsalidir o edebiyatımızda ve bu aşkı sıkça dillendirir mısralarında:

 

“Gelmek’çün ikinci bir hayata

Bir gün dönüş olsa ahretten

Her ruh açılıp ta kâinata,

Keyfince semada tutsa mesken;

Talih bana dönse, nazikâne

Bir yıldızı verse malikâne;

Bigâne kalır o iltifata

İstanbul’a dönmek isterim ben”

Daha nicesi vardır taşına, toprağına hayran olan bu şehre. Kimisi daha gitmeden sevmiştir kimisi doyamaz gitse de.

Efendimiz(s.a.v.)’in hadis-i şerifine nail olan bu eşsiz şehre, İstanbul’a hak ettiği değeri verebilmek, onun eşsiz emanetlerini koruyabilmek ve sahip çıkabilmek ümidiyle…

Yazar Hakkında

Şeyda KAHVECİ

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com