Deneme

Güçlü Bir Kavram Olarak; İnanç

IMG_20150805_150406

İnanç mana itibari ile güçlü bir kavramdır.   Okyanus büyüklüğünde kelime dünyası içesinde inci gibi değerlidir.  Kelimeler arasında ağırlığı ve etkisi beynin insan bedeni üzerindeki etkisi kadar çok büyük ve etkileyicidir.  Bu kavramı bu denli önemli ve büyük kılan şey ise insan hayatındaki etkisidir. İnançlarımız, içimizin derinliklerine ulaşmamızı sağlarlar ve bu kaynakları istediğimiz sonuçları destekleyecek şekilde yönlendirirler.  İnsan davranışlarını yönlendiren kuvvetler arasında,  inançtan daha güçlüsü yoktur.

İnanç kavram itibari ile birçok kavramında içini doldurmaktadır. İnanç kavramının içini dolduramayan bir insan mücadele kavramının içini dolduramaz.  Dava kavramının içini dolduramaz, yaşam ve ölüm kavramının içini dolduramaz.  İnanç ile anlam bulur çoğu kavram. Ölmüş insan da insandır yaşayan insan da insandır.  Kavramlara baktığımız zaman dışardan her şekilde aynı gelecektir. Fakat manasıyla buluşan kavram yaşayan insanı, manasından uzak kavram ise ölü insanı temsil eder. Biz bu manayla bu kavramları yaşayacak, bu mananın temeli olan inancı da içimizde iyice temellendirmek için uğraşacağız. Manasından uzak kavram ise ölü insanı temsil eder.  Biz bu manayla bu kavramları yaşayacak,  bu mananın temeli olan inancı da içimizde iyice temellendirmek için uğraşacağız.

İnanç kavramı çok genel ve her konu da herkesi ilgilendiren bir kavramdır. Günümüzde genellikle dindar insanlar için kullanılan bu kavram birçok alanda çok farklı şekillerde de kullanılmaktadır. Bir şeyi yapabileceğimize inandığımız da beynimiz istenilen sonucu üretmek için uyarılır ve o işin yapılmasını mümkün kılacak kapıların açılmasını sağlar.  Yani her neye inanıyorsak beynimiz o sonuçları üretebilmek için çalışır.  Bu yüzden bir teknik direktör futbolcularının maçı kazanmasına yönelik inanmalarından bahsederken, bir eğitmen öğrencisinin sınavda başarılı olacağına inanması gerektiğini vurgular.  Ya da bir kişisel gelişim uzmanı başarmak için inanmak gerektiğinden bahseder sürekli.  Yalnız Kapitalist akılda inanç başarı için ve sadece sonuç odaklıdır. Sürecin önemi yoktur. Ve sonuca ulaşana kadardır.  Dardır, ömrü kısa hesaplardır.   Ya doksan dakika sonrasını ya da üç yıl sonrasını ilgilendirir. Hayatının tümünü ilgilendirmez. İnanç kısa vade de sonuca giden yolda insanın en büyük güç kaynağı olarak görüldüğü için vurgusu çokça yapılmaktadır.  Kapitalist yaklaşımla inanç,  doyumsuz olan insanoğlunu daha büyük doyumsuzluklara iterken hep daha fazlası için insanı tetikler.  Bir Müslüman için inancın kullanım alanı bu şekilde kısıtlı olmamalıdır.  Müslüman menfaat duyduğu iş için değil teslimiyet duyduğu Allah için inanır.

İnanç  insanı  güçlü  kılar..  Bu gücü hissetmeden inanan insan inanıyorum söylemleri içerisinde boğulur. Bu güç hissedilen,   maddeyi mananın önünde sürükleyecek soyut bir güçtür.  Fen ve tekniğin ruhu,  yani maddenin manayı ezdiği bugün ki bu buhranlı çağda ne yazık ki bu hislerden uzaklaşmanın,  maddeye esir olup her şeyi onda aramanın,  söylemlerle farkındaymışız gibi konuşsak ta yaşama aktaramamamızın sıkıntılarını yaşıyoruz. Yapmamız gereken bu gücü tekrar hissedebilmek için uğraşmak ve mana aleminin kapılarını kendimiz için aralayabilmek olacaktır.

Ruh ve beden ikilisinden oluşan insanın bu ikiliyi doyuracak gıdalara ihtiyacı vardır. Bu doygunluğu daha çok beden için tanımlasak da ruhen de bir doygunluğa ihtiyacımız vardır.  İnanmak manevi dünyamızın direği niteliğindedir.  Ve bu doygunluğun temelinde inanmak kavramı yatar. Bu kavram çerçevesinde yaptıklarımızda ruhen doygunluğumuzu sağlar.

İnanmak insanın değerleri uğruna savaşmasıdır. Çünkü bu savaş olmasa insan zihninde inandığım dediği her şeyi rahatlıkla yaşayabilirdi.  Fakat hal böyle değil. Başta kendimize ve etrafımıza baktığımız zaman düşünce ve yaşantı arasında farklar görüyoruz. Bu farklar sıkıntının temelini teşkil ediyor.  Zihinlerdeki inançların yaşantıya dönmesinde birçok maddi ve manevi engel ile karşı karşıya kalıyoruz. Çünkü hayat bir imtihan. Ve biz bu imtihanı geçmeye çalışıyoruz.  Verdiğimiz savaşımız bahsettiğimiz engellere karşı.  Tabi bu savaşı vermeden önce bu savaşın bilincinde olabilmemiz gerek ki anlık duygularla kibrit çöpü gibi yanıp sönmektense bilincimizle demir gibi sağlam ve uzun ömürlü durabilelim.  Her an insanın hayatında yeni bir milat için uygundur bir zamandır. Savaşımız idrakimiz ve gayretimizle renk bulacaktır.

İnanç mücadele ile bir olursa heyecan bu vücut da daima diri kalır. Heyecan bu yoldaki en büyük azığımızdır. Mücadele ve inanç bir olunca ortaya bir duruş çıkar, sağlam şahsiyetler yetişir.  Çünkü Müslüman için hayatın özünü buradadır.

Psikoloji konusunda araştırmalar yapan Amerikalı araştırmacı Henry Link şu tesbit de bulunuyor:    “Bir dine inanan ve mabetlere devam eden kimselerde şahsiyet ve karakter,  dine  karşı  lakayt  olan ve mabede gitmeyenlerden daha sağlam ve üstündür.”

İnanç, insana istikamet sağlar. Günümüzde ne yaptığının dahi farkında olmadan akışına yaşanan bir hayatta nereye gideceğinin sorusu, sorulabilecek en zor sorulardan birisidir. Bir diğeri de nereye niçin gideceğinin sorusudur herhalde.

İnancın çemberi çok geniştir.  Mesela bir insan ineğin kendisini kurtarabileceğine inanabiliyor. Niçin ineğe inanıyor?  Çünkü inanarak içindeki bir boşluğu bir şekilde doldurabileceğini düşünüyor.    İnanmak kadar neye inanmak gerektiği de büyük önem arz ediyor.  Aksi takdir de harcanan güç,   kaybedilen zaman ve kazanılamayan değerler kayıplar hanesine başköşe de yazılacaktır.

Yazar Hakkında

Hüseyin YILMAZOĞLU

Hüseyin YILMAZOĞLU

Herkes gittiğinde kalabilecek kadar cesur gerektiğinde bütün işleri tek başına yapabilecek kadar güçlü olma düsturu ile hareket etmeye çalışan, yenilikçi bir bakış açısı ile hareket etmeyi seven dertli bir ademoğlu.

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com