EDEBİYAT Öykü

KAR DİRİLİŞ MUŞTUSUDUR

15826789_1514050408612880_447165257526614848_n

Dumanının mektup yazdığı bir dağı daha geride bıraktı tren… Kendini kaptırdığı ray seslerinin mûsikîsi âniden kaybolunca trenin garda durduğunu fark etti. Mendil sallayan istasyondaki kalabalığın arasından geçti. “İstasyon Caddesi” yazan tabelanın işaretine uyarak basamaklarındaki karı incitmekten korkan adımlarla merdivenden indi. Dilinde kar mısraları:

Ey lapa lapa yağan

Bir tebessüm ile kaybolan

Ey şerha şerha çağlayan

Her nefeste yeniden doğan

Ey hasretle kendini çağıran

Kalbim…

Melek dokundu uyan!

…tekrarlayarak yoluna devam etti.

Dar sokaklardan geçerek tarihe direnen asırlara şahitlik etmiş sur içindeki camiye ulaştı.

Selçuklu mimarisiyle inşa edilen caminin beden duvarları üzerinde yer alan az sayıda ve küçük olan pencerelerinden dolayı içerisi biraz karanlık olsa da loş bir havası vardı. Yine bir Selçuklu ürünü olan caminin ortasına yapılmış şadırvanına yaklaştı. Sırt çantasını dolabın üzerine koydu. Siyah deri ceketini ve gök mavisi fularını çantasının üzerine koydu. Sobanın yanında sohbet eden güngörmüş aksakallara başını hafifçe eğerek selam verdi. Sobada  yanan meşe ağacının kokusuyla birleşen sıcaklığa dumanı üstüne çayın kokusu da eklenince cami farklı bir teneffüse bürünmüştü. Bu sırlı teneffüsü ciğerlerine doldurarak abdestini tazelemeye yöneldi.

***

“Senin Çınar’a yine kar yağdı galiba muhtar?”

“Haklısın bu cumayı da kılamayacağız Osman Emmi…”

“Yunus, evladım ezanı okuyuver de öğleyi eda edelim.”

“Tamam, muhtar emmi…”

Yeryüzüne kar tanelerini indiren melek kanatlarında semâya yükselen ezan seslerine eşlik eden ezan duasına müteakip kubbede hoş bir sadâ yankılandı:

“Salât-ı cumaya niyet…”

Bütün cemaat genç adama bakıyordu. Beyaz takkesinden taşıp cübbesinin yakasına kadar dökülen saçları tamamlayan hilâl bıyıklarıyla mütebessim bir çehre…

“Buyurun cuma namazını eda edelim” dedi ve ilk sünnete niyet etti.

Yunus’un iç ezanından sonra hutbeye çıktı.

“Elhamdülillah. Elhamdülillah…

Aziz, sıddık, muhterem kardeşlerim;

Kar diriliş muştusudur. Geçen bir yılın bütün yorgunluğunu yıpranmışlığını üzerinde taşıyan ve yeniden ayağa kalkmaya ihtiyaç duyan tabiata Allah’ın bir lütfudur. Tabiat kaderini yaşayarak karın altında mezarda yeniden dirilişini bekleyen mevta gibi bekler. Baharla birlikte kıyam eder yeni bir başlangıç yapar. Yürüyen tabiat olan insan bedeni de yorulur yıpranır gücünü kaybedebilir. İşte yağan bu kar tabiata olduğu kadar geçmişte bıraktığımız şeyler içinde bir kefen vazifesi görür. Kar, geçmiş günahlarımıza, hata ve kusurlarımızdan ders çıkararak yeni bir başlangıç yapmamız için bir fırsattır. Yeni bir başlangıç için ilâhî bir müjdedir. İnsan ömrünün hangi döneminde olursa olsun yaşadığı zorlukların bir imtihan olduğunu bilmelidir. Hayatına karlar yağdığını zannettiği şey belki de dirilişi için fırsattır.

Şunu unutmamalıyız ki kar sadece tabiatın üzerini örtmüş değildir. Karla birlikte tabiat yeni bir uyanış için hazırlık dönemine girmiştir. Bizlerinde üzerini (geçmişini) örtmüştür. İman eden kalpler için yeni bir beyaz sayfa açmıştır.

Allah’ın bize ihsan ettiği bu sayfayı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Evet, aziz kardeşlerim; kar diriliş muştusudur.”

***

Cuma namazından sonra sobanın etrafında hilâl şeklinde toplanan cemaatin mihrap yönüne bir yıldız gibi oturdu.

“Allah kabul etsin…”

“Âmin, ecmain olsun…  Allah sizden razı olsun hocam, bu cumayı sayenizde eda edebildik şükürler olsun.”

“Estağfurullah…”

“Aslında müftülük bir imam gönderileceğini söylemişti ancak gelen olmadı. Biz mektep yüzü görmedik. Elemtereden aşağısı ile vakit namazlarımızı ancak kılıyoruz. Dahasına ilminiz yetmiyor senin anlayacağın…”

“Hocam sen muhtara bakma o konuyu uzatmayı sever. Bu kışta kıyamette buralarda ne işin var. Seyahat için çok sağlıklı bir zaman olmasa gerek?”

“Bunları konuşuruz elbet Osman Emmi. Önce bir tanışalım da… Ben Ahmet Çınar ya da dostların hitabıyla Çınar Ahmet… Allah’ın izniyle baharı birlikte bekleyeceğiz. Karın muştusuna birlikte şahit olacağız…”

“Abooo… Kusura kalma imam efendi biz Çınar Ahmet denilince yaşı kemale ermiş birisini bekliyorduk.”

“Yahu muhtar senin Çınar fidan çıktı… Fidan bir Çınar…”

Bu arada Yunus’un yüzüne gayr-i ihtiyari bir tebessüm düştü. Çaylarını yudumlarken…

“Hocam buralara niçin geldiğini anlatmayacak mısın?”

“Acele etme Osman Emmi ilk günden sıkma Hoca’yı…” diye araya girdi muhtar. “Hocam siz şimdilik misafirimiz olun, en kısa zamanda kalacak yerinizi hazırlarız. Vakfın misafirhanesi de bir alternatif tabii.”

“Acelesi yok… Misafirhane yeterli…”

“Hay hay hocam, siz nasıl uygun buluyorsanız. Yunus size eşlik eder.”

“Osman Emmi, belki kalbime kar yağmıştır dirilişini gerçekleştirmeye gelmişimdir. Unutma; KAR DİRİLİŞ MUŞTUSUR…”

| Mustafa Mete YEŞİLOĞLU

Yazar Hakkında

İmsak Dergisi

İmsak Dergisi

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com