SANAT

Musiki ve Medeniyet

musiki

Nahoş yer anlamı taşıyor Yesrib. En Sevgili’nin, Yeşil Kubbe’nin bulunduğu şehrin önceki ismi. Ta ki Peygamber Efendimiz(s.a.v) hicret edene dek. Nuruyla, ahlakıyla aydınlatıyor şehri ki ondan sonra Medine (güzel, hoş mekân) olarak isim buluyor.

Bu noktada Medine ve medeniyet kelimelerinin aynı kökten geldiğini hatırlayalım. Nasıl ki Efendimiz(s.a.v) gelişiyle şehre güzellik katıyorsa, bizim de dünyamıza, ruhumuza esenlik, güzellik katacak şey medeniyettir.

Unutulmamalı ki medeniyet hayatı yaşanılır kılar.

Kâinatta var olan her nimeti işleyerek sanat eserine dönüştürmekle de yükümlüdür insanoğlu, Rabb’inin verdiği kabiliyet ölçüsünde tabii. Bir mimarın Allah’ın esmasından olan El- Musavvir isminin tecellisi olarak dünyaya -acziyeti çerçevesinde- şekil vererek güzelleştirmesi gibi. Bir mimarı taşı kullanarak yapıyorsa bunu hattat da mürekkebiyle hitap eder gözümüze ya da bir şair kelimeleri malzeme kılar gönlümüze seslenirken ve bunlar medeniyetimize renk katar.

Medeniyetimizin en güzel yapıtaşlarından biri de hiç şüphesiz musikidir.

Kâinattaki ses cevherini ahenkli bir şekilde kullanma sanatıdır musiki. Başka bir ifadeyle duygu, düşünce ve hissiyatımızın seslerle dile gelmesidir.

Öyle ki bir toplumun oluşturduğu medeniyetin vitrinidir diyebiliriz musikiye. Topluma ait değerlerin ne boyutta olduğuna sesler şahitlik eder çünkü. “Kelimelerin ifade kabiliyetlerinin zengin olması, konuşma dilinden edebi eserlere varıncaya kadar ilim, sanat, kültür gibi mevzuların tamamını etkiler.”

Her sanat eseri gibi musiki de ürünü olduğu toplumun, kültürün hayat algısına göre şekillenir.  Örnek olarak Batı müziği abartı ve görkem içerirken İslamiyet ürünü olan musikide sükûnet hâkimdir.

Medeniyet bağlamında baktığımızda “ İslam medeniyeti, Allah’a iman eden Hz. Muhammed(s.a.v)  tavsiyelerine uygun ve Kur’an-ı Kerim’i hayatında rehber edinmiş olan insanların meydana getirdiği bir medeniyettir. İslam medeniyetinin insanı yaptığı her şeyde Allah rızasını hedeflediği için eseri de doğru, güzel ve uyumludur.”

İslam musikisinde var olan makamlar, nağmeler başladığı yere dönmesi ile orada nihayete erer. Musikide dairevi hareket olarak nitelendirilen bu durum “Biz Allah’a aitiz ve sonunda O’na döneceğiz.” (Bakara,156) ayetinin sesle ifade edilişidir.

Efendim…

Hakiki Sanatçı’nın bahşettiği bu kâinattaki ahengin her an idrakine nail olabilmek ümidiyle… Medeniyetimizin eseri olan her sanat bizi tefekküre meyletsin.

Yazımızı Buharizade Mustafa Efendi’nin Neva Kar bestesine yer vererek sonlandıralım. :

** Bu metinde Yalçın Çetinkaya’nın köşe yazılarından alıntı yapılmıştır.

Yazar Hakkında

İmsak Dergisi

İmsak Dergisi

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com